Anasayfa » ALINTI » Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Önce bir internet sitesine, telefonu bulana ödül vereceğini duyurdu; ama hiç bir sonuç alamadı. Sonra kendisine yeni bir telefon aldı ve cep telefonu şirketi İvanna’nın adres bilgilerini yeni telefonuna yükledi.

Bu arada İvanna’nın takside unuttuğu telefonu kullanan kişi, İvanna’nın telefonundan İvanna’nın fotoğraflarını sağa sola e postayla yollamaya başlamıştı. Bu e postalar İvanna’ya da ulaştı. İvanna, bu kişiye e posta göndererek, cep telefonunu kendisine vermesini istedi; ama cep telefonunu alan kişi telefonu iade etmek bir yana dursun, İvanna’ya hakaret etti.

İvanna emniyete başvurdu; fakat emniyet konuyu bir hırsızlık olayı değil, bir kayıp vakası olarak değerlendirdi. Duruma çok içerleyen İvanna basit bir blog hazırladı ve blogda başına gelenleri anlatmaya başladı.

2006’nın New York’unda bu olay birden patladı ve İvanna, kendisine yardım etmek isteyen insanların e posta bombardımanı altında kaldı.

Telefonu bulan ve kullanmaya devam edip İvanna’ya hakaret eden kişi, herkesin öfkesini üzerine çekmeyi başarmıştı. Olay, birbirini hiç tanımayan ama internet ağıyla birbirine bağlanan insanların, “adalet” arayışına dönüştü. Artık İvanna’nın hakkını binlerce kişi sahiplenmişti. Bu olayı duyanlar, sonucun ne olacağını öğrenmek için blogdaki güncellemeleri takip etmeye başladı. Artık bu konu sadece İvanna’nın değil, milyonlarca insanın konusu olmuştu.

Bir virüs gibi yayılan bu blog yüzlerce blogda yer aldı. Konu New York Times ve CNN ’in de dikkatini çekti ve olayın gazete ve televizyona yansımasıyla blogun ziyaretçileri de katlanarak arttı.

En sonunda New York emniyeti tavrını değiştirmek zorunda kaldı ve konuyu bir hırsızlık vakası olarak ele aldı. Telefona el koyan kişi tutuklandı ve telefon Ivanna’ya geri verildi. (Clay Shirky, bu öyküyü “Here Comes Everybody” kitabında anlatıyor.)

Bir telefonun takside unutulmasıyla başlayan bu süreç, bir yanlışın düzeltmesini anlatan bir hikâyeden çok sanal ağların ne kadar güçlü olduğunu gösteren en güzel örneklerden biridir.

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

İnsanlar internet üzerinde kurdukları sayesinde İvanna’nın hikâyesinden haberdar olmuşlar, bu hikâyeyi kendi çevrelerinde duyurmuşlar, hikâyenin tüm gelişmelerini an be an takip etmişler ve hikâyenin gidişatını değiştirerek adaletin yerini bulmasını sağlamışlardı.

Sosyal ağlar, internet gibi bir teknoloji üzerinde bizlerin gönüllü katılımıyla hayat buluyor. Bu ‘gönüllülük’ esası, bize bugüne kadar öğretilen ekonomi disiplininin temel varsayımlarıyla taban tabana zıt bir kavramdır. İvanna’nın örneğinde olduğu gibi insanlar, hiçbir çıkar beklemeden zamanlarını, emeklerini, inandıkları bir amaç uğruna harcayabiliyorlar. Oysa ekonomi disiplini insanın akılcı olduğu, parasal bir karşılık olmadan hiçbir yere emek harcamayacağını varsayıyordu. (homo economicus)

İnternetin bir yayın aracı olarak (mecra) hayatımıza girmesi, matbaanın icadıyla başlayan bir sürecin son aşamasıdır. Matbaa 1440’larda icat edildi ve dünya o günden sonra bambaşka bir dünya oldu. Matbaanın icadı Avrupa’da her şeyi değiştirdi. Daha sonra, 19. yüzyılın ortalarında telgrafın icadıyla başlayan yeni iletişim yöntemleri, telefon, fotoğraf, radyo ve televizyonun icadıyla, bizim bugün kullandığımız medyanın altyapısını oluşturdu.

Ancak bunların hepsi, ya  “bire bir” iletişim araçlarıydı (telgraf, telefon) ya da “bir kişinin birçok kişiye” iletişimini sağlayan araçlardı (radyo, televizyon).

İnternet iletişimi ise “çok kişinin çok kişiye” yaptığı bir iletişimdir ve bu niteliğiyle diğer mecralardan radikal bir şekilde farklılaşır. Böyle bir mecranın varlığı, insanlık tarihinde ilk kez yaşanan bir deneyimdir ve bunun etkisi tahminlerimizin ötesinde olacaktır. Nasıl matbaa Avrupa’nın değerlerini, ekonomisini, siyasetini, kilisenin rolünü değiştirdiyse, internet üzerinde oluşan sosyal ağlar da bizim yaşadığımızı dünyanın çehresini değiştirecek.

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Sosyal ağların gücü sayesinde sivil hareketlerin örgütlenmesi, protesto gösterileri düzenlenmesi, baskı gruplarının organize olması, lobi çalışmalarının yapılması belki de tarihte benzeri görülmemiş bir şekilde sosyal değişimlerin tetikleyicisi oldu.

Online sivil toplum hareketleri arasında en güncel örnek Obama’nın sanal ağları kullanarak yaptığı seçim kampanyası ile Amerika’da sosyal değişim umudunu yaygınlaştırarak seçimleri kazanmasıdır. Obama, dünyadaki tüm politikacılar içinde interneti en iyi kullanan lider oldu. (Barack Obama – Twitter)

Barack Obama’nın seçim kampanyasını yürüten David Plouffe, “Bana internet ve sanal topluluklar olmasaydı Obama başkan olabilir miydi?” diye soruyorlar. Barack Obama, çok başarılı ve iyi bir iletişimci, ancak sanal toplulukların desteği olmasaydı Başkan seçilebilir miydi, bilmiyorum.” diyor.

Sosyal ağlar ve internet medyası” insanların bilgiye demokratik olarak ulaşabildikleri ve ekonomiye daha önce hiç olmadığı kadar katılım sağladıkları yeni bir çağ yarattı.

Yeni paradigmalar, yeni iş modelleri ve oyunun kurallarının farklılaştığı yeni bir düzen başlattı.

Sosyal ağların en belirgin özelliklerinden biri, her katılımcının aynı zamanda hem üretici hem tüketici olmasıdır (prosumer). Bir forum sitesine girerek bir konuda başkalarının yorumlarını okuyup onlara yorum yazan bir kullanıcı, söz konusu sitenin hem tüketicisi hem de üreticisi konumundadır. Bir sosyal ağa üye olan her yeni kullanıcı, üretim ve tüketim potansiyeliyle o ağın değerini artırır. (Sosyal ağların bu özelliği ekonomi disiplininin “azalan verimler teorisini” de yerle bir eden bir gelişmedir.)

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Bir bilgisayara ve internet bağlantısına sahip olan herkesin “bilgi ekonomisine” katkı yapabildiği ve tek başına yeni zenginlikler yaratabildiği bir dönemde yaşıyoruz.

Eskiden yayıncı olmak için büyük sermayeye gereksinim vardı. Bugün elinde bir bilgisayar veya bir cep telefonuyla haber üretmek mümkün: 2008 yılında Çin’in Sichuan eyaletindeki depremi bütün dünya -Çin hükümeti dahil- deprem bölgesinden  Twitter’la yayın yapanlardan öğrendi.  7.9 şiddetindeki deprem henüz bitmemişken, bütün dünya depremden haberdar olmuştu.

Dünya artık gerçekten küçük bir köy gibi. Herkesin herkese ulaşması çok kolay.

Stanley Milgram’ın, “küçük dünya” (Small World) deneyinde, birbirini tanımayan iki kişinin birbirlerine sadece altı kişilik tanıdık zinciri üzerinden ulaşabileceğini öne sürüyordu. (Yale Üniversitesi, 1967)

Milgram dünya üzerindeki herkesin birkaç aracı sayesinde birbiriyle bağlantılı olduğu hipotezini test etmek üzere Boston- Massachusetts arasında birkaç yüz kişiyle bir deney yaptı. Bu kişilerden Boston’da hiç tanımadıkları, adresini bilmedikleri bir hedefe mektupla ulaşmalarını istedi. Denekler hedef kişiyi tanıması muhtemel olan dostlarına mektup yazdılar. Milgram sonuçları incelediğinde, alıcısına ulaşan mektupların, sadecealtı kez el değiştirdiklerini tespit etti. (Six Degrees of Separation)

Microsoft kökenli araştırmacılar Eric Horvitz ile Jure Leskovec 2006 yılında, Milgram deneyini küresel bazda ele aldılar. İki yıl süren araştırmalarında, Microsoft’un internet sohbet programı olan MSN Messenger’a ait kayıtları incelediler. Birbirine mesaj gönderen iki yüz milyona yakın insanın gerçekleştirdiği milyarlarca yazışmayı analiz ederek, insanların yüzde 78’inin, ortalama 6,6 adımda birbirleriyle temas kurabildiğini tespit ettiler. Böylece bir insanı diğerine bağlayan “zincirin” ortalama  6 halkadan oluştuğunu bir kez daha kanıtlanmış oldular.

Sıradan bir Harvard öğrencisi olan Mark Zuckerberg’in, Harvard’lıları birleştirmek için yarattığı ve kısa sürede bir “olay” haline gelen sosyal paylaşım sitesi Facebook , bundan bir kaç yıl önce, sanal sosyal ağlar furyasının fitilini ateşledi.  Bir ‘sanal kimlik kartı’ gibi çalışan Facebook, sadece internet anlayışını tamamen değiştirmekle kalmadı, başka birçok sosyal ağa da ilham kaynağı oldu.

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

Bugün sosyal ağlara ‘micro-blogging’ kavramını sokan Twitter ile günün her saati, o anda ne yaptığını veya ne düşündüğünü dünyayla paylaşan milyarlarca insan, bir anlamda dünyayı da avuçlarına aldılar. Dünyaca meşhur oyunculara, müzisyenlere, sporculara, siyasi liderlere Twitter ile ulaşmanın mümkün olduğu bir dünyada yaşıyoruz artık.

İnternet kısıtlamasını en iyi yaptığını iddia eden Çin ve İran’da sosyal ağlar yoluyla İran seçimleri ve Sincan Uygur Özerk Bölgesi’nde yaşanan olayları dünya kamuoyuna ileten insanlar, artık dünyada hiçbir şeyin gizli kalmayacağını bir kez daha hepimize gösterdiler.

Yeni dünya düzeninde, markaların sosyal ağlar aracılığıyla insanlarla buluşabilmesi, geleneksel pazarlamanın da sonu oldu.

Sosyal medya, bloglar, mikro-bloglar, wikiler, paylaşım siteleri gibi etkileşimli platformları kullanarak kendi kimliğini yaratan, yeni dostluklar kuran, öğrenen, proje üreten, alışveriş yapan, eğlenen, oyun oynayan, sosyalleşen, yaşamının neredeyse büyük bir çoğunluğunu sanal ortamda geçiren bir “Internet Nesli” yarattı.

Sosyal Paylaşım Siteleri Gelip Geçici Bir Moda Mıdır?

İnternet üzerinde oluşan sosyal ağlar bundan sonra hayatımızın ayrılmaz parçası olacak. Toplumsal ilişkilerimizi ve ekonominin işleyişini değiştiren bu yeni oluşumu daha iyi anlamamız ve nasıl kullanacağımızı daha iyi bilmemiz gerekiyor.

Sosyal ağlar, gelip geçici bir moda değildir. Bundan sonra hem bizler gibi bireylerin heme de kurumların sosyal medyasız bir hayat sürdürmesi artık mümkün değil.

Hakkında

Check Also

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) personeline yönelik düzenlenen kurumsal iletişim eğitimleri kapsamında “Etkili ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir