Anasayfa » ALINTI » Sosyal Medyada Başarılı Olmak
Sosyal Medyada Başarılı Olmak

Sosyal Medyada Başarılı Olmak

Sosyal Medyada Başarılı OlmakÖnce sosyal medyayı tanıyalım

Yazılı, görsel ve işitsel basın uzun yıllar boyunca medya dünyasının en etkin silahlarıydı. Hepsinin kendine özgü bir gücü ve etki alanı vardı. Örneğin, televizyonla birlikte hayatımıza giren görüntülü haberler, gazetelerin, dergilerin gücünü ortadan kaldıramadı.

Aksine, televizyonun getirdiği hızla birlikte haberlerin detayına inememe ve farklı görüşlere yer verememe sorunu gazetelerin gücünü daha da arttırdı. Radyo ise her zaman sadece kulağa hitap etmenin avantajıyla, insanlara aynı anda araba kullanmak, yemek pişirmek gibi farklı faaliyetlere de imkân verdiği için her zaman popülerliğini korudu. Bugün hâlâ radyoların var olması ve televizyonun onu yok etmemesi de radyonun bu özgürlüğü sunmasından kaynaklanıyor. Ama 90’lı yıllarla birlikte hayatımıza giren internet, zaman içinde tüm medya biçimlerini bünyesinde toplayınca ve giderek daha çok insan tarafından erişilebilen bir olgu oldukça klasik medya dünyasında tehlike çanları da çalmaya başlamış oldu. Dolayısıyla klasik medya dünyasının güçlü isimleri de var oluşlarını devam ettirmek için kendilerini kısa sürede bu yeni mecraya adapte etmeye başladı.

Her şey yolundaydı ama!

Medya dünyasının dijitalleşmesiyle birlikte artık internet bir tehlike değil, hedef kitleye hitap etmek için yeni bir mecra olarak görülmeye başlamıştı. Ancak web 2.0 ile birlikte okuyucular artık sıradan, pasif oyuncular değil, habere yorum yapan, paylaşan ve fikirleri etkileyen bireyler olmaya başladı. Hızla sayıları artan CMS (Content Management System – İçerik Yönetimi Sistemi) programlarıyla ile bir internet sitesi yapmak artık çocuk oyuncağı haline gelmişti. Ve de yine giderek çoğalan forumlar, arkadaşlık siteleri ve sosyal ağlar, insanları gazetelerden, dergilerden, televizyondan uzaklaştıran yeni bir medya türünü de beraberinde getirdi. Artık herkesin bir kitlesi vardı ve herkesin anlatacak bir hikayesi. Ve de CMS yazılımları, WordPress ve türevi hazır çözümler sayesinde artık herkes, kolaylıkla internette bir site ya da bir blog kurabilir duruma geldi.

Çöpçatan sitelerinin altın çağı

İnternette ilk çıkan sosyal paylaşım alanları, o ana kadar toplumsal baskılardan sıkılan kitlelere yeni bir sosyalleşme ve ilgi duyduğu cinse ulaşmasını sağlayan platformlar olarak doğdu. Arkadaşlık ve partner siteleri 2000’li yılların başında internetin en popüler ve kalabalık ortamlarını oluştururdu. 90’lı yılların klasik web anlayışından sıkılan ve sadece yazıların hakim olduğu IRC (Internet Relay Chat) yazılımlarından ve ondan kısa bir sonra ortaya çıkan ve ICQ ile altın çağını yaşayan Instant Messenger (Anında Mesajlaşma) programlarının cazibesi artık internet insanları için yeterli gelmiyordu. Birileriyle tanışmak ve “Sen ne kadar güzelsin” demek şüphesiz böyle bir ortamda daha kolay olmalıydı. Bunu çabuk gören web girişimcileri porno siteleri dışında da para kazanacak bir internet mucizesi daha keşfetmişti. Amerika’da ortaya çıkan bu match finder (eş bulma) siteleri, kısa sürede ülkemize ulaştı. İlk başta paralı olan bu siteler, zaman içinde ücretsiz mesajlaşma şansını da üyelerine sunmaya başladı. Özellikle Yonja adlı site, bedava sağladığı bu hizmetle kısa sürede tüm dünya gençleri tarafından istila edildi ve kısa süre sonra “Gold” üyelik uygulaması ile biraz daha fazla mesaj atma hakkı sunmaya başladı.

Bana da bir yer açın

İnternetin kısa sürede muazzam gelişimiyle birlikte, internet kullanıcılarının sayısı da giderek artmaya başladı. Giderek daha fazla insan ve özellikle genç, diğer faaliyetlerden uzaklaşıp saatlerini internet başında geçirmeye başlamıştı. Kısa süre sonra kullanıcılar, bu hiçbir zaman dolmayacak mecrada sadece kendilerine sunulan içeriklerle ilgilenmeyi bıraktı. Sosyalleşirken, kendilerini orada tanıtmak, kendi dünyasının kapılarını başkalarına açmak ve kendi gibi olanların kendilerine gelmesini sağlamak niyetindeydiler. Ancak herkesin bir blog ya da site açacak kadar sabrı ve disiplini yoktu. Bu da Myspace tarzı sitelerinin doğmasına sebep oldu. Şimdi artık herkesin kendine ait bir sayfası, yazı yazacak, fotoğraflarını, videolarını, sevdiği şarkıları paylaşacak bir alanı olmuştu.

Facebook çağı

2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde öğrenim gören Mark Zuckerberg adlı bir genç, kendi okulunda okuyan öğrencilerin birbirleriyle haberleşmesi için bir sosyal ağ sitesi olan Facebook’u yazdı. Kısa süre sonra bu buluşunun sadece Harvardlılar’a özel olmaması gerektiğini anlayan Zuckerberg, Facebook’u tüm dünyanın kullanımına açtı.

2007 yılından itibaren dünyada adeta bir Facebook patlaması yaşandı. Ülkemize de bu çılgınlık kısa sürede ulaştı ve bugün Google’ın açılış sayfasından sonra dünyanın en çok ziyaret edilen sitesi gencecik bir Amerikalı öğrencinin yazdığı Facebook adlı site oldu. Peki Facebook’u bu kadar popüler yapan neydi?

Gerçek kimlik çağı başladı

Facebook’un getirdiği en büyük yenilik, o zamana kadar internetin en popüler kavramlarından olan “Nickname” (Takmaisim) kavramını elinin tersine itmesiydi. Facebook kayıt olurken bir nickname istemiyordu. Sadece adın ve soyadınla orada var oluyordun. Bu da belli bir zaman sonra ortaya çıkacak olan sahte Facebook kimliklerine kadar herkesin (eğer doğru yazmışsa) gerçek ad ve soyadıyla orada olmasına yol açtı. Dolayısıyla, Facebook kullanan herkes ilkokulda en iyi arkadaşı olan ancak daha sonra bir daha görüşmediği arkadaşlarına, dostlarına ulaşma şansına erişti. Ayrıca Facebook’un kimlik koruma ayarları o kadar gelişmişti ki, isteyen herkes rahatça kendisini görünmez yapabiliyor, böylece istenmeyen kişilerin rahatsız etmesini engelleyebiliyordu. Facebook’un grup kurma, fotoğraf albümü oluşturma, etkinlik oluşturma, etkinlik katılım gibi ekstra özellikleri de kullanıcılara ücretsiz olarak sunması ve de herkes tarafından yazılan uygulamalarla (application) genişleyebilmesi bu başarıyı daha da arttırdı. Sadece Facebook ile günlük falınıza bakabiliyor, arkadaşlarınızın o an neler yaptığını öğrenebiliyor, haberleşebiliyor, paylaşabiliyor, oyun oynayabiliyor ve kendinizi daha çok insana tanıtabiliyordunuz. Hiç şüphesiz bu bugüne kadar kimsenin bedava sunamadığı bir hizmetti ve Facebook’u keşfeden herkes bir daha ondan kolay kolay vazgeçemeyeceğini kısa sürede anladı.

Paylaşmak güzeldir

Facebook’un kısa sürede olan başarısının altında yukarıda saymadığım bir konu daha var. Bu da herkesin listesinde olan herkesi takip edebildiği ve paylaştıklarını görebildiği “News Feed” bölümü. Bu alan sayesinde Facebook herkesi birer yayıncı haline getiriyor. Ve de bu mantıktan yola çıkarak üretilen Twitter ve FrienFeed tarzı microblog siteleri, Facebook’un devasa yapısından sıkılan kişiler için de önemli bir alternatif oluşturdu ve giderek daha da popülerleşti. Öyle ki, Facebook dayanamayıp daha bir bebek sayılan FriendFeed adlı siteyi, hatırı sayılır bir para ödeyerek satın almak zorunda kaldı.

Artık herkes medyum

Facebook, Twitter, Friendfeed, Flickr, Youtube, Myspace gibi sosyal ağlar, hâlâ popüler olan forumlar, bloglar ve türevleri artık dünya üzerinde internet erişimi olan her bireyi sadece bir kullanıcı değil, aynı zamanda bir içerikçi haline getirdi. Artık herkesin belli bir gücü var ve bu gücü de takipçi sayıları belirliyor. Bireysel anlamda internette ne kadar takipçin varsa o kadar güçlüsün… Aynı durum bu sosyal ağları kullanıp iletişim yapmaya çalışan şirketler için de geçerli…

Şirketler için sosyal medya

Nihayet bu yazının ana konusu olan, “sosyal medyada başarılı olmak” konusuna değinebiliyorum. Bu noktaya ulaşmayı bu kadar uzatmamın sebebiyse, belirli konulara girmeden pat diye buraya gelemeyecek olmamdı. Kısaca sosyal medyayı anlamadan, sosyal medyanın gücünü kavramak ve neden bir firmanın orada olması gerektiğine değinmek doğru olmazdı. Bu konuyu çok uzatmayacağım ve soru-cevap metoduyla herkes için kolay hale getireceğim.

Sosyal medya nedir?

Herkesin bir yayıncı olduğu, fısıltı gazetesinin etkin olduğu ve internet teknolojisi altyapısıyla oluşan yeni bir medya biçimidir. Gücünü kullanıcılarından alır.

Sosyal medyada olmak gerekli mi?

Herkes için değil. Bazı markaların bu mecrayı kullanmaya ihtiyacı yok. Zaten yeterli kitlesi ve ünü vardır. Algısı pozitiftir ve yaptıkları ona yetiyordur. O tarz marka ve şirketleri sosyal medyanın önüne atmak doğru değildir.

Peki kimler kullanmalı?

Sosyal medyada konuşulabilecek konusu olan, oraya uygun içerikleri üretebilecek, algı problemi olan ya da olmayan, kendisini yeterince anlatamayan, ya da klasik iletişimin kendisi için yeterli olmadığını düşünen, klasik medyayı daha az takip eden ve zamanının çoğunu internette geçiren ve her haberi internetten takip eden kitleye de ulaşmak isteyen her marka, kurum ve şirket sosyal medyada iletişim çalışması gerçekleştirebilir.

Nasıl başlamalı?

Sosyal medyada iletişim kurmadan önce markanın sosyal medyadaki algısına bakmak ve araştırmak gereklidir. Alınacak geribildirimlere göre güçlü ve zayıf yanlar belirlenip (SWOT analizi) sosyal medyada hangi stratejilerin kullanılacağına karar verilmelidir. Kısaca bodoslama dalmamak gerek mevzuya.

Algılarla oynamak kolay mıdır?

Algılarla oynamak kolay gözükse de aslında zor bir süreçtir. Eğer üretilen mal ya da hizmet kötüyse, sosyal medya bunu aklayamaz. Aksine daha da beter yerin dibine sokar. Bu sebeple markalar zayıf yönlerini dinledikten sonra, onları düzeltmek için hızla harekete geçmeli ve gerçekten iyileşme gösterdikten sonra sosyal medyada bunu duyurmak zorundadır. Klasik medyada mesaj medyumdan çıkar, taşıyıcı mesajı taşır ve alıcıya ulaştırır. Alıcı da mesajı aldıktan sonra genellikle kendi yorumunu yapmaz ve geribildirimde bulunmaz. Bunun nadir olduğu durumlarda vardır ancak zamanında gazete yapmış biri olarak söyleyebilirim ki, hatalı bir sayı çıkardığımızda gelen uyarı telefonları o kadar azdı ki, çoğu zaman kendi hatalarımızı sadece kendimiz görürdük. Ancak bu medyanın en büyük farkı, insanlara gördükleri hataları, sorunları, sıkıntıları anında yazma, bildirme ve başkalarına yansıtma şansı vermesidir.

Eleştiriden korkmalı mıyız?

Hayır… Eleştirinin iyisi de kötüsü de güzeldir. Asla korkulmamalı. Hatta teşekkür edilmelidir. Çünkü eleştiri olmazsa daha iyiye gidilemez. Sosyal medya tehlikeli gözükse de şeffaf olabilen ve eleştiriye açık firmalar için kısa sürede bir kurtarıcı konumuna da gelebilir.

Sosyal medya bedava reklam mıdır?

Kesinlikle hayır. Eğer sosyal medyayı sadece ürünlerimi girerim, okuyan okur, okumayan okumaz olarak algılıyorsanız asla bu mecrayı kullanmayın! Aksine gidin gazetelere, dergilere ilan verin. Bari onlar yaşasın. Sosyal medyada hesap açacaksanız, onu yöneteceksiniz. Başında en az birisi duracak, çözüm üretecek. Gelen sorulara cevap verebilecek. Şirket ile sosyal medya arasında köprü olabilecek. Sadece klavye kullanan biri değil, aynı zamanda iyi bir iletişimci ve teknoloji kullanıcısı olacak.

Para harcamak gerekir mi?

Evet. Hiçbir iletişim yatırım yapmadan başarılı olamaz. Eğer sosyal medyayı kullanacaksanız, doğru kişilerle çalışmak gerek. Oyunun kurallarını bilen, size çözüm sunabilecek, yanlış yapsa bile toparlayabilecek kişilerle işbirliğinde olursanız siz de kazanırsınız, markanız da. Bununla birlikte, sosyal medyada kişilerin sizi takip etmesi için arada motivasyon sağlayıcı faydalar sunmalısınız. Örnek olarak kurallarına uygun olarak hediye verilmesi (Facebook’ta application şart ), sosyal medya takipçilerine özel kampanyalar, ürün deneyimletme gibi faaliyetlerle hesabınızı hareketlendirmeniz şarttır. Ayrıca takip için de gerekli yatırımı yapmak gereklidir.

Ben “love mark” değilim, burada işim ne?

Kimse anasının karnından “love mark” doğmadı. Eğer bugüne kadar “lovemark” olamadıysan al işte sana fırsat. Öncelikle kaliteni arttır, kendini doğru tanıt, doğru mesajları ver, şeffaf ol ve kimseye yalan söyleme. Bak bakalım kısa süre içinde adından iyi mi söz ediliyor, kötü mü?..

Toparlamaca

Evet, biliyorum uzun bir yazı oldu. Aslında daha bahsedecek 1 milyon tane konu var. Ancak, şimdilik bu kadar yeter. Elbette atladığımız ya da yanlış aksettirdiğimiz konular olabilir. “Herhangi bir kusurumuz olduysa affola” der, başka bir yazıda buluşuncaya kadar kendinize iyi bakmanızı dilerim.

 

Hakkında sosyalmedyapazarlama

Check Also

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) personeline yönelik düzenlenen kurumsal iletişim eğitimleri kapsamında “Etkili ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir