Anasayfa » ALINTI » Sosyal Medya, Gazetecilik, Blog Yazarlığı,Yeni Medya ve Geleneksel Medya’ya Dair Notlar
Sosyal Medya, Gazetecilik, Blog Yazarlığı,Yeni Medya ve Geleneksel Medya’ya Dair Notlar

Sosyal Medya, Gazetecilik, Blog Yazarlığı,Yeni Medya ve Geleneksel Medya’ya Dair Notlar

Sosyal Medya, Gazetecilik, Blog Yazarlığı,Yeni Medya ve Geleneksel Medya’ya Dair Notlarİnsanoğlu, tarih boyunca gerçekleştirdiği en önemli icatlarını askeri amaçlı geliştirmiştir. Ya daha güçlü bir saldırı, ya da daha güçlü bir savunma içindi geliştirilen icatlar. Bu amacın dışında geliştirilen bir çok şey var elbet, ancak askeri amaçlı olanların önemine dikkat etmemizde fayda var. Bilindiği üzere, “internet” de askeri amaçlı geliştirilen, sonrasında üniversitelerde kullanılmaya başlanan ve ülkemizde ODTÜ ile kullanılan bir buluştur.

1990’ların başında sınırlı bir kullanım alanı varken ve çok az kişi bilgisayar ile tanışmışken, 1996’larda yaygınlaşması hızlanmaya başlıyor. 2000’li yıllarda bir çok okuma-yazma niteliğine sahip olan insan, e-mail adreslerine kavuşmaya başlamıştır. O tarihlerde, perfect_angel201@hotmail.com tarzlı e-mail adresleri tercih ediliyordu. İnternet henüz herkes için bir “bilinmezlik”ti ve annelerimiz bizi büyütürken “ tanımadıklarınla konuşma” telkiniyle büyütmüştür. O yıllarda bizler forumlara, online oyun odalarına, e-mail adreslerine alışmaya ve ısınmaya çabalarken, yurt dışında “günlük” denen siteler vardı. Bu sitelerde kullanıcı adınızla giriş yapabilir ve günlük tutarcasına dilediklerinizi yazabilirsiniz. “Deşifre olmak” konusunda hala sıkıntılarımız olduğundan olsa gerek, o tarihlerde e-günlük tutmaya başlayan Türk internet kullanıcısı sayılıdır.

Derken bir veya iki yıl içerisinde hayatımıza “Yonja” diye bir site girdi. Üniversite laboratuarlarında Yonja’ya girmek ve arkadaş edinmek inanılmaz bir heyecandı. Deşifre olmak veya olmamak konusunda ikilemde düştüğümüz en önemli web sitelerinden biriydi burası. Sosyal Paylaşım Siteleri’nin ilk örneklerinden biriydi. Kimimiz sahte fotoğraflarla ve sahte isimlerle yer alırken, kimimiz kendi öz bilgilerimizi aktardık. Hatta “kendi” gerçek hayatımızdaki arkadaşlarımızla arkadaş olduğumuzdan dolayı, daha da iştahlı yaklaştık olaya. Eski sevgiliyi “sanal alemden” bularak, onunla arkadaş olmak ve en güzel fotoğraflarımızla nispet yapmak, Yonja zamanlarında damarlarımızda dolaşmaya başlayan bir alışkanlıktır. Derken internet alemi “ışık hızında” yol almaya başladı ve yol aldıkça Yonja, “ayağa düştü” beğenmediğimiz ve eleştirdiğimiz insanlar da bulaşarak, “ artık orası amele kaynıyor” önyargısıyla gözden düşmüştür.

Yonja’nın kaybedilişi, internet kullanıcıları için çok sancılı bir geçiş dönemi getirmedi, nitekim, canı sıkılan ve arkadaşlarıyla sohbet etmek isteyen sevgili Mark, profil adresimizi neredeyse nüfüs cüzdanlarımızda yazacağımız Facebook’u geliştirdi.

Bu gelişmelerin arasında Mırc, ICQ, Msn gibi chat programlarını tarihsel açıdan ele almadım, nitekim şu anda insanlığı topyekün etkileyen şey “sosyal ağlardır.”

Facebook, öncellikle okuduğunuz üniversite adını vererek üye olduğunuz bir sosyal paylaşım sitesiydi. Bir veya iki yıla yakın bir süre, belirli ülkelerde, kısıtlı kullancılarla kullanıldı. İşin en önemli yanı, ilk başlarda herkes genellikle kendi profiliyle hesap açıyordu. Derken bir şey oldu, sihirli bir değnek veya talih kuşu bu siteye dokundu ve Dünya çapında bir patlama yaşandı.

İnsanlık Facebook’u çok sevdi!

Doğum günü kutlamalarını yaptığımız, oyuncak veya çiçek gönderdiğimiz, aktif ve havalı sosyal hayatımızı “albüm” niyetine fotoğraf ve videolarla paylaştığımız, eski sevgililerimizi, eski arkadaşlarımızı bulup eklediğimiz bir sanal buluşma noktası oluverdi. Facebook’un boşanmalar, aldatmalar ve ayrılıklar üzerindeki etkilerinden bahsetmek, ayrı ve önemli bir yazı konusu olduğundan teğet geçmeyi tercih ediyorum.

Facebook kullanımı Çin ve Rusya haricinde, tüm Dünya’da oldukça yüksek  rakamlara rahiptir. Facebook başlı başına bir sektör haline gelerek, “en iyiler” listesinde zirvede oturmayı başarmıştır.

Facebook benzeri bir çok sosyal ağ mevcut olsa da, insanlık, tarihinde ilk kez başlı başına bir sektör olan bir sosyal ağ örneğiyle karşı karşıya. İşin daha da ironik olan tarafı, içerik kullanıcılar tarafından oluşturulup, beslenmektedir. Kabul etmeliyiz ki, insanların ilgisi azalana kadar bu ağ bir fenomen olmaya devam edecektir. Tabii eğer Facebook yönetimi algıyı canlı tutmayı başarırsa, bu fenomen uzun yıllar devam edecektir.

Garip bir kuş : Twitter

Kısa ve öz konuşmak aslında bir sanattır diyebiliriz. Özellikle  dakikada yüzlerce kelimeyi ard arda sıralayabilen kadınları düşündüğümüz zaman. Bir kadının az ve öz konuşmasını sağlayacak olan sosyal ağ bence Twitter’dır. Kişisel deneyimlerime dayanarak söyleyebilirim ki, Twitter’a gönderdiğim mesajlar sayesinde: daha az kelimelerle, daha etkili konuşmayı öğrendim.

Twitter’a alışmak özellikle de biz Türkler için biraz daha zor oldu. İlk başlarda fotoğraf yoktu, video yoktu, 140 karakter sınırı vardı. Hoş tam olarak alışabildik mi bundan da emin değilim. Twitter kullanıcıları ve kullanım şekilleri birbirinden farklıdır. Öncellikle, Twitter’ı medya sayesinde popüler eden ünlülerimiz var. Bu ünlülerin çoğu kendi aralarında SMS’leşir gibi twitterlaşanlardır. Bu ünlülerin haberlerini okuyarak bu platformu merak eden kullanıcıları da unutmamak gerek. Onlar da ünlüleri takibe alarak, onlara cevaplar vererek sanal da olsa bir yakınlık kurma çabasındadırlar. Kimileri özel hayatını 140 karakterle deşifre ederken, kimisi alıntı söz ve şiirlerle entelektüel birikimine dayanarak kendi kitlesini yaratma derdindedir. Sonrasında firmalar ve kurumlar da işin içine girerek, pazarlama faaliyetlerini 140 karakterle yapmaya başladılar. Sosyologlar, antropologlar, toplum bilimcileri, ekonomistler, pazarlamacılar, halkla ilişkilerciler. Hepsini alın, bir araya getirin ve ortaya tek bir insan çıkartın. İşte bu insan, “ideal” sanal alemi anlayabilecek insandır. Ne var ki bunun farkında olamayan bir çok marka, “danışman” olarak ağzı iyi laf yapan, trendleri takip ederek “bu işin piriyim” diyen kişilerle çalışmaya başladılar. İlk başta iyi sonuçlar alınsa da, aslında başarısız pazarlama ve iletişim faaliyetlerine çokça şahit olduk. Takipçi sayısı bazlı yürütülen kampanyalar, ve “çok” takipçiye ulaşmak adına yürütülen sahtekarlıkları saymaya bile gerek görmüyorum.

Derken işin içine siyaset girdi. Obama’nın seçim sürecinde yoğun olarak kullandığı sosyal medya’yı, bizim yerel politikacılarımız, özellikle 2010 yılı’nın son yarısından sonra kullanmaya başlamışlardır. Konuyla ilgili Radikal Gazetesi’nde verdiğim görüşe yer vererek bu kısmı tamamlamak arzusundayım.

Sosyal Medya, Gazetecilik, Blog Yazarlığı,Yeni Medya ve Geleneksel Medya’ya Dair Notlar

Wikileaks Fırtınası

En çok kullanılmakta olan sosyal paylaşım ağlarına kısaca dokunduktan sonra, 2010 yılı’nın son yarısında adında sıkça bahsettirmeyi başaran, sahibi Nobel’e aday gösterilen Wikileaks’e değinmek, üstalara saygı kapsamında önem arz etmektedir.

Wikileaks aslında uzun zamandır yayında olan bir site olmasına rağmen, 2010’da yaptığı atak ile aynı anda tüm dünya’nın ilgisini çekmeyi başardı. Kimilerine göre üçüncü dünya savaşı çıkacaktı, kimilerine göre rejimler yıkılacaktı, kimilerine göre hiçbir şey olmayacaktı. Şu anda Dünya çapında olan olayların en mühimi, Arap tarafındaki ülkelerde yaşanan ayaklanmalardır. Tunus, Cezayir, Arnavutluk, Ürdün, Yemen, Suriye ve Mısıra’da “domino etkisi” ile ayaklanmalar ve hükümet karıştı gösteriler meydana gelmiştir. Bu olaylarda da sanal alem önemli ve etkin bir rol oynamıştır.

Olayların sebeplerinden biri Wikileaks midir, kesin olarak cevap veremesem de, yine Radikal Gazetesi’nden Volkan Şahin’in bir haberinde, olayların hemen ertesinde Wikileaks olayına “akademik” bir gözle bakarak, şu değerlendirmeyi yapmıştım:

SOSYAL MEDYANIN İLGİSİ LİTERATÜRE GİRECEK

Yeditepe Üniversitesi sosyal medya uzmanı Gabriela Olaru ise, Wikileaks belgelerinin sosyal ağlardaki yansımasının şimdiden akademik literatüre girmeye aday olduğunu belirterek, “İlk dakikalardan itibaren Türkiye’deki sosyal medya kullanıcıları twitter, friendfeed ve facebook başta olmak üzere sosyal ağlarda an ve an bilgi akışı sağladı ve belgeleri çevirerek paylaştı. TV’lerin ve internet sitelerinin yayınlarına son verdiği saatlerde sosyal medya bu konudaki trafiğine devam ediyordu. Bu anlamda, sosyal medyanın gücünü küresel çapta canlı olarak görebildik” diye konuştu.[1]

Tüm Bunlar “Yeni Medya”yı yarattı!

Akademi dünyası tüm bu gelişmelere henüz çok yeni olsa da, konuyla alakalı makale ve yayın sayısı kısıtlı olsa da, üniversiteler değişime ayak uydurarak konuyla alakalı dersler hatta yüksek lisans programları açmaya başladılar. İnternet’in yalnızca gündelik yaşama ve siyasete etkisi olmadığını bu sayede görebiliyoruz.

Sosyal medya uzmanlığı veya dijital medya uzmanlığı gibi iş pozisyonlarının yanı sıra, son yıllarda “Yeni Medya” kavramıyla da çok ilgiliyiz. İlk başlarda, “geleneksel medya” bu “yeni medya”yı dışlamayı seçmiş, kendisinden uzak durmayı daha akıllıca görmüştür. Blog yazarları’nın güvenirliliği sorgulanmış, uzun süre var olamayacakları dile getirilmiştir. Basın toplantıları ikişer defa düzenlenerek bir basına bir de blog yazarlarına yapılıyordu. Derken aradaki sınırlar yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladı ve bir çok basın toplantısında gazeteci ve blog yazarlarını birlikte görmeye başladık. Ülkemizde bir çok muhabir ve gazeteci, özellikle sanal alem ile ilgili olan konularda, blog yazarlarına danışarak haber hazırlamaktadırlar.

Blog yazarları ve basın arasındaki bu iş birliğinin yanı sıra, gazeteler web sitelerine de özen göstermeye başladılar. “Haber” artık birkaç saat içerisinde “değer” kaybetmektedir ve ertesi günün gazetesini bekleyebilecek lüks kimsede kalmamıştır. Gazetelerin web siteleri de “ hızlı haber” için kullanılabilecek harika bir yerdir. Bununla birlikte, bir çok gazete’nin bu sefer “tık”lanma sevdasına kapıldığını görüyoruz. Özellikle pornografik fotoğraf galerileri’nin bu gazetelerin web sitelerinde sıkça yer alması, bu tezi kanıtlamaktadır. “Sex sales” mantığı ile yürütülen bir dünya’nın birebir yansımasını sanal ortamda da görebiliyoruz. Neticede reklam verecek olanlar “tık” oranına bakarak kendilerince “doğru” mecrayı seçeceklerdir.

Yurttaş Gazeteciliği, daha çok duyacağız!

Basın tarafında yaşanan gelişmelerden biri de “yurttaş gazeteciliği” kavramı olmuştur. Haberlerin altında yorum yapabilme, bildiklerini oralarda yazabilmeleri, köşe yazarlarına e-mail göndererek çeşitli haberleri şekillendirebilmeleri veya bloglarında yazmaları, bu kavramı ortaya çıkartmıştır. Haberler artık kolektif hazırlanabilir. Evinin karşısında olan bir kazayı cep telefonuyla görüntüleyen bir vatandaş, bu haberi bir gazeteye veya televizyona gönderebilir veya direkt kendisi de yükleyebilir. Aslında “muhabir”lerin görevlerini, gönüllü ve ücretsiz sunan bir kitle oluşmaya başlamıştır. Burada önemli olan, bu kişilerin “tarafsızlığı” veya “doğruluğu”dur. Basın, toplanan bu haberleri doğrulamadan önce mutlaka gerçekliğini teyit etmelidir.

Kısacası;

Teknoloji, ister istemez “şeffaflık” olayını da beraberinde getirdi. Bir şeyleri örtbas etmek, yanlış bilgilerle yayınlamak pek mümkün görünmemektedir. Her ne kadar yandaş basın kavramı varlığını sürdürse de, her geçen gün teknolojiye erişim sağlayabilen insan sayısında artış görülmektedir. İnsanları “kandırmak” her geçen gün zorlaşıyor. Aynı şekilde, insanların “konuşabilmesi” de her geçen gün daha kolay bir hal almaktadır.

Devletler bazında şeffaflık yaşanması, daha düzgün bir dünya rüyası ile yanıp tutuşan insanoğlu’nun severek kabul edeceği bir gelişme iken, şahıs bazlı şeffaflık ve teşhircilik de başka sorunları beraberinde getirmektedir.

Kral çıplak da ne kadar çıplak?

[1]http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1030661&Date=29.11.2010&CategoryID=81

Hakkında sosyalmedyapazarlama

Check Also

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansına Etkili Sosyal Medya Kullanımı Eğitimi Verdi

MarkeFront, T.C. Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı (KUZKA) personeline yönelik düzenlenen kurumsal iletişim eğitimleri kapsamında “Etkili ...

2 yorum

  1. Gayet güzel bir toparlama olmuş. Bu tip yazılarda en büyük sorun, sosyal medya, yeni medya, internet gibi kavramların ilişkisini genel bir resim üzerinde konumlayabilmek. Bunun ipuçlarını yazmışsınız.Bir sonraki yazınızda bunu biraz daha detaylandırmanızı bekliyorum. Elinize sağlık!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir